preload preload preload preload

30 Ağustos Başkumandan Meydan Muharebesi


1st Eylül 2020 Köşe Yazıları 0 Comments

30 AĞUSTOS BAŞKUMANDAN MEYDAN MUHAREBESİ

30 Ağustos Zafer Bayramı ilk olarak 1924 yılında bizzat Mustafa Kemal Atatürk’ün katılımıyla Afyon Çal Köyü yakınlarında “Başkumandan Zaferi” olarak kutlanmıştır.

30 Ağustos Zafer Bayramı ilk olarak 1924 yılında bizzat Mustafa Kemal Atatürk’ün katılımıyla Afyon Çal Köyü yakınlarında “Başkumandan Zaferi” olarak kutlanmıştır.

1 Nisan 1926 yılında çıkarılan bir yasa ile 30 Ağustos tarihi resmi bayram  “Zafer Bayramı” olarak ilan edilmiş ve ülkemizde o seneden bu yana kutlanır olmuştur.

30 Ağustos 1922, Mustafa Kemal Atatürk gibi eşsiz bir liderin önderliğinde bir ulusun küllerinden yeniden doğmasının yanı sıra, mazlum bir ülkenin emperyalizmi, acısını hala unutamadığı, mağlubiyete uğrattığı tarihtir.

Bunun yanı sıra emperyalist işgal altında olan mazlum ülkelerin umudunu yeşerten bir tarihtir 30 Ağustos 1922; emperyalizmin “tek dişi kalmış” bir canavar olduğunu ve yenilebileceğini gösteren…

Birinci Dünya Savaşından ki bu emperyalist ülkelerin, işbirlikçileriyle dünya pazarını paylaşım savaşıdır, mağlup çıkan Osmanlı İmparatorluğu teslim olmuş, tüm toprakları işgal edilmiş ve küçük bir toprak parçasında, galip ülkelerin himayesinde varlığını sürdürme karşılığında ağır bir barış antlaşması imzalamıştır.

İşgaller ardından aydınlanma kültürüyle yetişmiş, tüm Avrupa’daki ulusallaşma tarihsel kesitinde eğitim görmüş asker ve sivil Osmanlı Aydınlarının liderliğinde ülkenin dört bir yanında direniş örgütleri kurulmaya başlanmıştır.

Bülent Tanör’ün yazdığı “Kurtuluş Kuruluş” kitabının “Yerel Kongre İktidarları” bölümünde direniş örgütleri ayrıntılı bir şekilde ele alınmaktadır.

Mustafa Kemal, 19 Mayıs’ta Samsun’a çıktıktan sonra bu yerel direniş örgütlerini tek çatı altında ve tek hedefe yönelik örgütlemeye girişmiş, Erzurum Kongresinden sonra düzenlenen Sivas Kongresinde “Anadolu ve Rumeli Müdafa-i Hukuk Cemiyeti” ile ilk adım atılmış; Ankara’da toplanan Büyük Millet Meclisi ile bu süreç tamamlanmıştır.

Mağlubiyeti, işgali ve esareti kabul etmeyen halk, Mustafa Kemal önderliğinde Ankara’da toplanan Büyük Millet Meclisi ile kendi kaderini tayin etme iradesini ve cesaretini göstermiştir.

Emperyalist ülkeler başlangıçta yerli işbirlikçileriyle ülke içinde çıkarttıkları isyanlarla bu direnişi kırmaya çalışmış, başarısız olacağını görünce Yunanistan’ı kışkırtarak, Ege’de toprak vaadiyle Anadolu’ya sürmüştür.

İnönü’de ilk saldırı püskürtülmüş, Sakarya’da ise Yunan kuvvetlerinin tüm taarruz gücü kırılmış, savunma durumuna geçmek zorunda bırakılmıştır.

1922 Şubat ve Temmuz aylarında BMM Hükümeti Dışişleri BakanlarıYusuf Kemal Bey’in (Tengirşenk) ve Fethi Bey (Okyar) Londra ve Paris’e giderek, Yunan kuvvetlerinin ülkeden çekilmesi ve yeniden barış görüşmelerine oturulması tekliflerine olumsuz yanıt verilmiş ve barış yolu kapatılarak Ankara’ya savaştan başka seçenek bırakılmamıştır.

Başkumandan Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ünve karargahının hala askeri ders kitaplarında okutulan dahiyane yönetiminde 26 Ağustos’ta taarruza geçen Türk Ordusu, 30 Ağustos’ta Dumlupınar’da çembere aldığı Yunan Ordusu’nu imha etmiş ve 9 Eylül’de geri kalanını da denize dökmüştür.

Meydan savaşının ertesi günü savaş alanını dolaşan Gazi Mustafa Kemal Atatürk, etrafa saçılmış on binlerce ölmüş askeri görünce, kazandığı büyük galibiyet, duyduğu derin üzüntüye engel olamamış ve ağzından şu kelimeler dökülmüş:

“Bu manzara insanlık için utanç vericidir. Ama biz burada vatanımızı savunuyoruz. Sorumluluk bize ait değildir”

İşte biz, ülkesini, özgürlüğünü, bağımsızlığını savunan, emperyalistleri kanlı yüzleriyle teşhir edip, onları mağlup ederek ülkemizden kovan böyle büyük bir insanın, büyük insanların; torunlarıyız.

Siyasi iktidarın bu yıl bu gerçeği yeterince idrak etmediğini düşündüren bir karar aldı; Covid 19 gerekçesiyle Zafer Bayramı kutlamalarını yasakladı ki salgınla ilgili genel tutumunabakıldığında samimiyeti sorgulandı.

Diğer yandan kurtuluş ve kuruluşumuzun eşsiz önderi Mustafa Kemal Atatürk’ün anıt mezarında, Anıtkabir’de,törene kabul edilen seçilmiş az sayıda ziyaretçinin, önceden çalışılmış izlenimini veren bir düzen içindeslogan atması, Mustafa Kemal Atatürk’e ve onun nezdinde kurtuluş ve kuruluşta ülkesi için mücadele etmiş tüm atalarımıza en hafif deyimle saygısızlık olarak karşılandı.

Bütün bunlara rağmen Başkumandan Meydan Muharebesi ve Zafer Bayramı halk tarafından yurt sathının her kesiminde çok değişik etkinliklerleve büyük bir coşkuyla kutlandı.

Bize miras bıraktıkları özgürlüğümüzü, bağımsızlığımızı, demokratik, laik Cumhuriyetimizi korumamız gerektiğini “Zafer Bayramlarımız” unutturmuyor; unutmayacağız.

30 Ağustos Zafer Bayramı Kutlu Olsun!..

Nedim İnce

Hasanbey / 30. 08. 2020

1 Nisan 1926 yılında çıkarılan bir yasa ile 30 Ağustos tarihi resmi bayram  “Zafer Bayramı” olarak ilan edilmiş ve ülkemizde o seneden bu yana kutlanır olmuştur.

30 Ağustos 1922, Mustafa Kemal Atatürk gibi eşsiz bir liderin önderliğinde bir ulusun küllerinden yeniden doğmasının yanı sıra, mazlum bir ülkenin emperyalizmi, acısını hala unutamadığı, mağlubiyete uğrattığı tarihtir.

Bunun yanı sıra emperyalist işgal altında olan mazlum ülkelerin umudunu yeşerten bir tarihtir 30 Ağustos 1922; emperyalizmin “tek dişi kalmış” bir canavar olduğunu ve yenilebileceğini gösteren…

Birinci Dünya Savaşından ki bu emperyalist ülkelerin, işbirlikçileriyle dünya pazarını paylaşım savaşıdır, mağlup çıkan Osmanlı İmparatorluğu teslim olmuş, tüm toprakları işgal edilmiş ve küçük bir toprak parçasında, galip ülkelerin himayesinde varlığını sürdürme karşılığında ağır bir barış antlaşması imzalamıştır.

İşgaller ardından aydınlanma kültürüyle yetişmiş, tüm Avrupa’daki ulusallaşma tarihsel kesitinde eğitim görmüş asker ve sivil Osmanlı Aydınlarının liderliğinde ülkenin dört bir yanında direniş örgütleri kurulmaya başlanmıştır.

Bülent Tanör’ün yazdığı “Kurtuluş Kuruluş” kitabının “Yerel Kongre İktidarları” bölümünde direniş örgütleri ayrıntılı bir şekilde ele alınmaktadır.

Mustafa Kemal, 19 Mayıs’ta Samsun’a çıktıktan sonra bu yerel direniş örgütlerini tek çatı altında ve tek hedefe yönelik örgütlemeye girişmiş, Erzurum Kongresinden sonra düzenlenen Sivas Kongresinde “Anadolu ve Rumeli Müdafa-i Hukuk Cemiyeti” ile ilk adım atılmış; Ankara’da toplanan Büyük Millet Meclisi ile bu süreç tamamlanmıştır.

Mağlubiyeti, işgali ve esareti kabul etmeyen halk, Mustafa Kemal önderliğinde Ankara’da toplanan Büyük Millet Meclisi ile kendi kaderini tayin etme iradesini ve cesaretini göstermiştir.

Emperyalist ülkeler başlangıçta yerli işbirlikçileriyle ülke içinde çıkarttıkları isyanlarla bu direnişi kırmaya çalışmış, başarısız olacağını görünce Yunanistan’ı kışkırtarak, Ege’de toprak vaadiyle Anadolu’ya sürmüştür.

İnönü’de ilk saldırı püskürtülmüş, Sakarya’da ise Yunan kuvvetlerinin tüm taarruz gücü kırılmış, savunma durumuna geçmek zorunda bırakılmıştır.

1922 Şubat ve Temmuz aylarında BMM Hükümeti Dışişleri BakanlarıYusuf Kemal Bey’in (Tengirşenk) ve Fethi Bey (Okyar) Londra ve Paris’e giderek, Yunan kuvvetlerinin ülkeden çekilmesi ve yeniden barış görüşmelerine oturulması tekliflerine olumsuz yanıt verilmiş ve barış yolu kapatılarak Ankara’ya savaştan başka seçenek bırakılmamıştır.

Başkumandan Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ünve karargahının hala askeri ders kitaplarında okutulan dahiyane yönetiminde 26 Ağustos’ta taarruza geçen Türk Ordusu, 30 Ağustos’ta Dumlupınar’da çembere aldığı Yunan Ordusu’nu imha etmiş ve 9 Eylül’de geri kalanını da denize dökmüştür.

Meydan savaşının ertesi günü savaş alanını dolaşan Gazi Mustafa Kemal Atatürk, etrafa saçılmış on binlerce ölmüş askeri görünce, kazandığı büyük galibiyet, duyduğu derin üzüntüye engel olamamış ve ağzından şu kelimeler dökülmüş:

“Bu manzara insanlık için utanç vericidir. Ama biz burada vatanımızı savunuyoruz. Sorumluluk bize ait değildir”

İşte biz, ülkesini, özgürlüğünü, bağımsızlığını savunan, emperyalistleri kanlı yüzleriyle teşhir edip, onları mağlup ederek ülkemizden kovan böyle büyük bir insanın, büyük insanların; torunlarıyız.

Siyasi iktidarın bu yıl bu gerçeği yeterince idrar etmediğini düşündüren bir karar aldı; Covid 19 gerekçesiyle Zafer Bayramı kutlamalarını yasakladı ki salgınla ilgili genel tutumunabakıldığında samimiyeti sorgulandı.

Diğer yandan kurtuluş ve kuruluşumuzun eşsiz önderi Mustafa Kemal Atatürk’ün anıt mezarında, Anıtkabir’de,törene kabul edilen seçilmiş az sayıda ziyaretçinin, önceden çalışılmış izlenimini veren bir düzen içindeslogan atması, Mustafa Kemal Atatürk’e ve onun nezdinde kurtuluş ve kuruluşta ülkesi için mücadele etmiş tüm atalarımıza en hafif deyimle saygısızlık olarak karşılandı.

Tüm bunlara rağmen Başkumandan Meydan Muharebesi ve Zafer Bayramı halk tarafından yurt sathının her kesiminde çok değişik etkinliklerle büyük bir coşkuyla kutlandı.

Bize miras bıraktıkları özgürlüğümüzü, bağımsızlığımızı, demokratik, laik Cumhuriyetimizi korumamız gerektiğini “Zafer Bayramlarımız” unutturmuyor; unutmayacağız.

30 Ağustos Zafer Bayramı Kutlu Olsun!..

Nedim İnce

Hasanbey / 30. 08. 2020

  • Yorum Yaz

    * Required
    ** Email