preload preload preload preload

Dünyayı Hayal Gücü Döndürür


4th Nisan 2021 Köşe Yazıları 0 Comments

DÜNYAYI HAYAL GÜCÜ DÖNDÜRÜR

Söz hepimizin bildiği gibi Albert Einstein’a ait. Çok da şaşırtıcı değil; teorik fizikte bilimi derinden sarsacak ve atılım yaptıracak buluşları ancak engin bir hayal gücü ve müthiş bir soyutlama becerisiyle gerçekleştirebilirdi. Ve ancak böyle bir bilinç bu kadar çok şeyi bu kadar kısa ve özlü bir sözle dile getirebilirdi.

İnsan evrimin üst basamaklarına tırmandıkça zihinsel kapasitesi gelişti, bilinci derinleşti. Beş duyusuyla somut olarak haberdar olduğu çevresinden öte bir şeyin farkına varmaya başladı soyutlama becerisi kazanan zihinsel yapısıyla.

İlk önce kendisinin farkına vardı; tabiatın bir parçası ve onunla birlikte bağımsız bir birey olduğunu gösterdi aklı.

Elleri çalıştıkça geliştirdi aklını, gelişen aklı da becerikli kıldı ellerini.

Tarımı keşfetti, evcilleştirdi hayvanları; zanaat sökün etti ardı sıra ve ticaret ve mitler ve felsefe ve bilim ve de teknoloji…

Üretim arttıkça, sosyalleştikçe üretim, daha çok insan bir arada yaşamaya başladı; hayat karmaşıklaştı, ekonomi büyüdü, sosyal yaşam çeşitlendi; devletler yükseldi birbiriyle çok yönlü ilişkiler içinde olan bin bir çeşit kurumun üstüne, devletler devletlerle kurdukları ilişkiler akıllara ziyan.

Bilim ve teknoloji, dijitalleşme ve sanallaşmayla birlikte insan aklının önüne geçmeye, önünde koşmaya başladı.

Günbegün insan, bedenini az, aklını çok daha fazla kullanır; bedeninin gereksizliğine doğru sürüklenir oldu…

Tüm bunları insanlar bedeniyle ve aklıyla başardı. Hangi insanlar sorusuna yanıtı Bertrand Russel vermektedir: “En büyük işler, büyük hayaller kurma özelliği olan insanlarca başarılmıştır.”

TDK Sözlüğünden hayal; “Zihinde tasarlanan, canlandırılan ve gerçekleşmesi özlenen şey, imge, hülya” şeklinde tanımlanmaktadır.

Hayal kurmak, göremediğimiz ve dokunamadığımız, ancak istediğimiz bir şekilde yaratabileceğimiz bir dünyayı düşlemek; yaşadığımız dünyadan kaçıp yaşamak istediğimiz dünyaya geçmektir.

Gelişen insan aklı bir yandan çevresini daha iyi tanımaya olanak sağlar, bununla yetinmeyip çevresini de etkilemeye, değiştirmeye başlarken, diğer yandan da bedeninin ve yaşadığı çevrenin kısıtlılıklarını zihninde tasarladığı, canlandırdığı düşlerle aşmaya başlar. Bu aynı zamanda onu ‘şimdi’ ye mahkum olmaktan kurtarır, özgürleştirir. Geçmişin üzerine yükselen ‘An’ı geleceğe de taşır. Özgürleştirmekle kalmaz; hayatını, geçmiş, şimdi ve gelecekle bir bütün olarak yaşamasınaimkan tanır; hayatının sürekliliğini sağlar.

Her türlü fiziksel kısıtlılıktan azade hayal gücü insana sonsuz bir özgürlük alanı açar; özgürlük de plan yapma, tasarlama, yaratma kapasitesi… Zira her konuda sınırsız bir yaratıcılıkla üretebileceğiniz şeydir hayal.

Einstein demektedir ki; “Mantık sizi A noktasından B noktasına götürür, hayal ise her yere.”

Zihin hayal kurmayı sevdi, seveceği şeylerin hayalini kurup onlara kavuştukça daha da sevdi. Daha çok hayal kurdu.

Yanına merakı da alarak hayal kurma kapasitesini geliştiren zihin, sadece geleceği kurmadı, gerçeği de kavramanın da bir aracı oldu.

İmkansız gibi görünen şeyler hayal gücüyle başarıldı.

Hayal gücüyle, güzellik, adalet, sanat, edebiyat da yaratıldı. Mutluluk hayal kurmanın özgürlüğünde var olabildi.

Hayal kuran zihin, sadece çevresini etkilemekle kalmaz, kedini de besler. Hülyalara daldığında devrelerinde mutluluk hormonları dolaşır,  hücreleri tazelenir; kapasitesi daha da artar.

Hayal kurmakla başlar her şey ve Oscar Wilde’n dediği gibi “Hayal gücü bizi bildiklerimizde daha bilge, hissettiğimizde daha iyi, olduğumuzdan daha soylu kılar; bize hayatı bir bütün olarak gösterir.”

Güzel hayaller kurmak acılarımızı katlanır kılar, güzellikler için gayretimizi arttırır; bizi güzelleştirir…

Dünyayı hayal gücü güzelleştirir…

Nedim İnce

Altınoluk / 04. 04. 2021

  • Yorum Yaz

    * Required
    ** Email