preload preload preload preload

Feda mı Fedakarlık mı


14th Şubat 2022 Köşe Yazıları 0 Comments

“Olgunlaşmamış insanın özelliği, bir dava uğruna soylu bir biçimde ölmek istemesidir, olgun insanın özelliği ise, bir dava uğrunda gösterişsiz bir biçimde yaşamak istemesidir.”

Psikiyatr Wilhelm Stekel

Sözlüklerdeki tanımlarla başlayalım yazıya.

“Feda” tanımı neredeyse ortaktır sözlüklerde: “Bir amaç uğrunda bir değer ya da varlıktan vazgeçme, uğruna verme” şeklinde ifade edilmektedir.

“Fedakarlık” için ise tanımlar, ortak noktaları olsa da farklı şekilde yapılmaktadır:  “Bir ereğe ulaşmak için birçok sıkıntıya, güçlüğe dayanmaya çalışmak” bir tanım olurken; “özveride bulunmak” ise bir başkasıdır. Daha ayrıntılı bir tanımı ise fedakarlığın; “Bir amaç uğruna ya da gerçekleştirilmesi istenen herhangi bir şey için kendi yararlarından vazgeçmek” diye karşımıza çıkmaktadır.

Feda ve fedakarlık belki de insanlığın;  soyunun tükenmesini engelleyen, sosyal ve kültürel değerlerin içine sinmiş genetik bir mirasıdır.

Bu nedenle neredeyse insanlık tarihi kadar eskidir feda ve fedakarlığa olumlu değerler atfedilmesi ve şaşırtıcı değildir insanlar için dünyanın dört bir yanında kutsal bir anlam içermesi…

Bu bir yandan çok iyi bir şeydir; dayanışmaya, paylaşmaya, güven duygusuna uygun bir ortam hazırlamaktadır…

Bir yandan da berbattır; iktidarlar, insanların bu genetik mirasını çıkarlarını koruma, kendilerini sürdürme aracı olarak kullanabilmektedir…

Uzak ve yakın tarih bunların örnekleriyle doludur.

Feda ve fedakarlığa yüklediğim biraz farklı anlamlar üzerinden devam etmek istiyorum yazıya.

Somutlaştırayım; “feda” deyince kişinin çok önemli değerler yüklediği şeyler için kendi canını ortaya koymasından söz etmiş olacağım.

“Fedakarlık” dediğimde ise kişinin en değerli şeyin kendi canı olduğuna vurgu yaparak ve onun üzerine titreyerek yine çok önemli değerler için emeğini sakınmadan ortaya koymasının anlaşılmasını isteyeceğim.

İnsanın en değerlisi, canı; söz konusu kutsallık derecesindeki feda için daha kıymetli bir hale gelmekte ve özellikle gençlerin bu konuda istekliliği kolayca sağlanabilmektedir. Çok uzağa gitmeden bunun çok sayıda örneğine tanık olmuşsunuzdur ve dahası da zamanını beklemektedir.

“Feda” kutsal, çekici ve heyecan verici; ancak bir anlık ve dahası yok. Nefes yok, kalp çarpıntısı, aşk, sevgi, emek, öfke, başkaldırı…

Artık hiçbiri yok.

“Fedakarlık” kutsal değildir; hatta küçümsenen bir şeydir, çünkü canı koruma kaygısı vardır; korkaklıktır.

“Feda” anlıktır, kolaydır…

“Fedakarlık” yaşam boyudur, zordur…

Fedakarlıkta önce yaşamak için sonuna kadar direnç vardır; sonra insan için, doğa için, aile için, aşk için, sevgi için, çocuk için, onur için, özgürlük için ve daha birçok değer için; emek vardır, zahmet vardır, acı vardır, direniş vardır, üretme, paylaşma ve dayanışma vardır; nefes nefese, pır pır atan yürekle, ağız dolu gülüşle, damar damar öfkeyle…

Kimse ama hiç kimse hiç bir şey için kendini feda etmemelidir.

Hiç kimse başkasından kendini feda etmesini istememelidir.

İnsan, daha zorunu seçip, uğruna değdiğini düşündüğü her değer, her güzellik için yaşamı boyunca fedakarlık yapma hakkından, mutluluğundan vazgeçmemeli; bu harika genetik mirasın başkaları tarafından kendi çıkarları için kullanılmasına da asla izin vermemelidir.

Bu yazı da  tam burada bitmelidir.

Nedim İnce

Bodrum / 14. 02. 2022

  • Yorum Yaz

    * Required
    ** Email