preload preload preload preload

Rekabet


18th Ekim 2026 Köşe Yazıları -

Birkaç gündür doğup büyüdüğüm, ortaokuldan sonra da öğrenimim bitine kadar sadece yaz tatillerinde yaşadığım köyümdeyim.

Zaman çizelgesinde aldığım uzunca yol boyunca birçok değişikliklere de tanık olduğumuz köyümde.

Bu değişikliklerin mekanı olarak hafızamı daim diri tutan, çağrışımlarla geçmişi bana tekrar tekrar yaşatan köyümde…

Köyde kalışım birkaç günü geçecekse kafa dengi arkadaşlarımla birkaç saat elli bir kağıt oyunu oynarım kahvede.

Oyun oynama motivasyonum arkadaşlarla hoşça vakit geçirmek, arada birbirimiz takılmak, beynimi de biraz çalıştırmak. Oyunu kazanırsam da fena olmuyor.

Kazandığım zaman duyduğum sevinç belli belirsiz olurken, kaybettiğimde hissettiğim olumsuz duygular daha güçlü oluyor. Bir süredir bunun nerden kaynaklandığına kafa yorup duruyorum.

Kazanmayı kaybetmeyi bu kadar umursamıyorken ki samimi olarak kendime defalarca sorduğumda yanıt aynıydı, kaybettiğim zaman neden keyfim kısa sürede olsa kaçıyordu?

Döndüm, oyun oynarken biz burada ne yapıyoruz, diye tekrar sordum kendime.

Oyun kuralları çerçevesinde, elimizdeki kartları kullanarak oyunu kazanmak için birbirimizle yarışıyoruz,  rekabet ediyoruz, yanıtı belirdi zihnimde…

Rekabet…

Evrimin ilk tek hücreli dönemlerinden bu yana tüm canlılar hayatta kalabilmek ve soyunu sürdürebilmek için kendi dışındaki hemen her şeyle mücadele ederler. Bunu kazananlar yaşamaya devam ederler ve ömürlerinin sonunda soylarını sürdürmeye ve de evrimin üst basamaklarına tırmanmaya da…

Bu mücadelenin aynı cinsler arasında olması kendi aralarında yarışmaya, rekabete yol açar.

Anlayacağınız, rekabet milyarlarca yıl canlıdan canlıya aktarılan ve evrimin üst basamaklarına kadar tırmanmış insanın en derin yerine nakşedilen vahşi bir güdü olarak çıkıyor kaşımıza.

Kapitalizmin tüm yıkıcılığı ortadayken tüm dünyaya yayılması, göz göre göre dünyanın sonunu getiriyor gibi durmasına rağmen varlığını sürdürmesi, insanın bu kadar eski, bu kadar derin ve bu kadar vahşi güdüsü üzerine yükselmesinden olabilir mi?

İnsanı harekete geçiren, bugüne kadar hayatta kalmasını ve evrimin en üst basamaklarına kadar tırmanmasını sağlayan güdüler içinde en önemli güdülerden birinin rekabet olduğunu söyleyebiliriz.

De, bu kadar yıkıcı bir güdüyle bu nasıl mümkün oldu, sorusu takılır akıllara…

Sanırım bu sorunun yanıtı da ‘insan’ olma çabası nedir sorusunun yanıtıyla büyük ölçüde örtüşür: Dayanışma ve paylaşımla, sadece kendisi için değil, yaşadığı canlı, cansız tüm çevre için yararlı bir şeyler yapma çabası…

Rekabet güdüsünü, öğrenilmiş dayanışma ve paylaşma davranışlarıyla ehlileştirerek…

‘İnsan’ olmak…

İnsan büyük ölçüde ‘insan’ olma yolunda aşamalar kat ederek geldi bugünlere…

İnsana dair tükenmeyen umut da burada olsa gerek…

Huzursuzluk her zaman kötü bir şey değilmiş; bir oyunda yenilince duyduğum huzursuzluk bakın bizi nerelere getirdi…

Nedim İnce

Hasanbey / 16. 10. 2026