Savonlinna kenti, Finlandiya’nın göller bölgesinde Güney Savonya’da, Saimaa gölü kıyısında yer alan 35.000 nüfuslu sevimli bir kent. Kent, 1639 yılında küçük bir kale olan Olavinlinna Kalesi etrafına kurulmuş.
Yaklaşık sekiz sene önce kardeşim Zümrüt ve eşi Jens, 40. Evlilik Yıldönümümüzü birlikte kutlamak için bizi yaşadıkları Kopenhag’a davet ettiler. Misafirperverlikleri dillere destan olacak güzellikteydi. O günlerde laf lafı açtı ve Jens, Finlandiya’nın Savonlinna kentinde her yaz opera festivali düzenlediğini, uzun yıllar önce katıldığını ve tekrar gitmeyi çok istediğini, söyledi. Benim de ilgimi çekti. Hadi yapalım, dedim. Üstelik arabayla gidelim, yollarda yeni yerler de görürüz, dedim.
Öyle kaldı…
Kalmamış…
Jens bu yıl Mart ayında, Savonlinna’ya var mısınız dedi. Pilavdan dönenin kaşığı kırılsın dedik. Jens gerek mükemmeliyetçi kişiliği gerekse başarılı meslek hayatının getirdiği becerilerle geziyi en ince ayrıntılarına kadar planladı; bize sadece uygulamak kaldı.
Haziran sonunda Kopenhag Havaalanı’na inmemizle plan işlemeye başladı.
Bizi arabalarıyla alıp Fredensborg’taki evlerine götürdüler. Evleri, 1964 yılında, mimar Jorn Utzon’a Danimarka İnşaat Birliği tarafından yaptırılan bir yerleşkede yer alıyor. Yerleşke Danimarka dışında çalışan, o nedenle Danimarka’da evleri olmayan çalışanlara, ülkelerinde tatillerini geçirebilmeleri için inşa ettirilmiş. Günümüzde ise ömrünü yurt dışında çalışarak geçirmiş, şimdi emekli olmuş Danimarkalılara kiralanıyormuş.
Evler çok tanıdık geldi. Birbirine bitişik nizam olup ortalarında avluları var. Tüm yaşam avlularda geçiyor, pencerelerin çoğu avluya bakıyor. Öğreniyorum ki yerleşkenin mimarı Utzon, İran’da çalışmış ve evleri, İran kültüründen etkilenerek çizmiş.
İki gün dinlendikten sonra arabayı yükleyip sabahın erken saatinde ülkenin kuzeybatısında yer alan Helsingör’e doğru yola çıktık. Feribotla karşı kıyıdaki İsveç’e, Helsinborg’a geçtik. Deniz sakindi ve yarım saatlik yolculuk gayet keyifliydi.
Helsinborg’da arabanın navigasyonunu Stockholm’daki feribot iskelesine kurduk. İsveç’in güney ucundan kuzeybatıya, doğru yol alarak, Stockholm’a, ülkenin yeşil ve temiz doğasını seyrederek, yer yer mola vererek, altı saatte vardık. Biraz heyecanlı bir arayışla feribot iskelesini bulduk, sorunsuz bir şekilde bizi Helsinki’ye götürecek feribota yerleştik.
İskandinavyalıların deniz tanrısı Njörðr (Njord) bizi korumayı sürdürüyordu. Deniz sakindi. Saat 16.00 da başlayan seyrimizin 3-4 saati harika manzaralar eşliğinde fiyortta geçti. Ardından Baltık’ta sessizce süzülmeye başladık. Feribotta herkesin beklentisini karşılayacak imkanlar vardı. Kafeler, barlar, restoranlar, alışveriş için mekanlar, animatörlerin gösteri yaptığı salon ve kumarhane…
Bir gecelik yolculuk olduğu için kamaralar küçük ve ranzalıydı, ama rahattı. Tabii ki benim param çok ve çok harcamak istiyorum diyenlere, geniş, dışarıya penceresi olan kamaralar da vardı.
Sabah on sıralarında Helsinki’ye indik. Kent merkezindeki çok katlı yer altı otoparkına arabamızı bıraktıktan sonra ona çok yakın olan otelimize yerleştik.
Helsinki, başkentliği Turku’dan aldıktan sonra bir daha bırakmamış. İnsanları rahat ve nazik olan, sessiz, sakin ve çok temiz bir kent. O kadar sakin kikahve içtiğimiz bir kafe-restoranda karşılaştığımız ve bizimle çok sıcak bir şekilde ilgilenen Türk garson İlayda, hukuk okuyormuş, Helsinki biz gençlere göre değil, çok sakin, okulumu bitirince başka bir kente gideceğim, dedi.
Kent merkezindeki caddeleri arşınladık, tarihi gar binasını gezdik, bir parktaki canlı müziğe eşlik ettik. Akşam yemeğine bir İtalyan Restorana gittik. Orada da Nikola hizmet etti bize, ekmeğini Yunanistan’dan gelip de Helsinki’de arayan… İlgisi takdire şayandı. İşinden fırsat buldukça masamıza geldi, sohbet ettik. Bizden ‘komşu’ kelimesini öğrendi ve aynı akşam da kullandı. Bir kez daha gördük ki halklar rahat bırakılsa düşmanlık diye bir şey olmayacak dünya üzerinde.
Otel temiz ve konforlu, çalışanları ilgili ve güler yüzlüydü. Rahat bir uykudan sonra, çok güzel döşenmiş kahvaltı salonunda kahvaltımızı yapıp yola koyulduk.
Bekle bizi Savonlinna geliyoruz.
Siz de yazının devamı için bir sonraki haftayı bekleyeceksiniz.
Nedim İnce
Altınoluk / 27. 07. 2026






Son yorumlar