preload preload preload preload

Saksı Bitkisi


2nd Mart 2026 Köşe Yazıları -

Emperyalizm dünyayı sömürmekle yetinmiyor çoğu zaman… Ne yazık ki savaş ve yıkım sık kullandığı yöntemlerden olup birçok acı yaşanmasına da yol açıyor; bu günlerde ABD ve İsrail’in İran’a saldırarak yaptığı gibi…

Kontrolüm dışında, hoş hayatın ne kadarı kontrolümde ki, acı veren bir şeyler yaşadığım zaman bir yandan bu duyguyu derinliğine yaşarken bir yandan da anılarımdan, bu olumsuz duygulara, bak olumluları da var dedirtecek bir anı demetine başvururum.

Bu yazıda böyle bir anı demetinden oluşmuş bir metin.

Rahmetli babaannemin köydeki avlumuzda, evin güney duvarından başlayan küçük, güzel mi güzel bir bahçesi vardı. Etrafını kümes hayvanlarından ve çocuklardan korumak için çitlerle çevirdiği bu bahçeye girdiğinde adeta başka bir dünyada yaşıyordu.

Kendi beğenisine göre oluşturduğu bahçesine sadece bir ağaç dikmişti: ‘buranın koruyucusu benim’ edasındaki Nar Ağacı…

Çoğu teneke kutulardan oluşmuş onlarca saksıda, koku yarışı yapan rengârenk çiçekler; ayrı bir ahenk içinde babaannem tarafından bahçeye dağıtılmıştı.

Renklerin dansına kokuların kışkırtıcılığı eklenince babaannemin orayı neden bu kadar sevdiği anlaşılıyordu.

Küpe’den, Sardunya’ya, Begonya’ya, Ortanca’ya ve de ille de mis kokulu Karanfil’e kadar ne ararsan hepsi oradaydı. Menekşeler bahçenin en korunaklı yerinde bizlere gülümserdi. Zambaklar ise bu bahçenin kraliçesi benim edasıyla hafif rüzgarda salına salına kokusunu dört bir yana yayardı. Hala adını bilmediğim başka birçok çiçeği de hesaba katarsak bahçede yer alan saksılardaki renk cümbüşünü tahmin edebilirsiniz.

O zamandan bu yana saksı denince benim aklıma rengarenk çiçekler açan bitkiler gelir ve sadece çiçek diye adlandırdığımız..

Mersin’e gelene kadar ki yaşantımda evde her zaman birkaç saksı çiçek bulunmuşluğu vardır. Muayenehane açılışıma hediye çiçeklerin yanı sıra saksılar içinde büyüklü, küçüklü yeşil yaprakları olan bitkiler de geldi. “Bu ne?” diye sorduğumda aldığım yanıt  “saksı çiçeği” oldu. “Ne zaman çiçek açar?” dediğimde ise yüzüme garip bir şekilde bakarak, “hiçbir zaman” dediler. Tabii ki “ne renk” dememe gerek kalmamıştı…

Sevgili Cezmi Koca, Mersin’deki son yıllarımda tanıdığım ve bunca sene Mersin’de olup da tanışmamış olmaktan dolayı büyük üzüntü duyduğum, edebiyat, sinema, hayat üzerine lebiderya bir dostum ve Mersin’den ayrılalı on yıl olmasına rağmen derinleşen dostluğumuzdan onur duyduğum bir güzel insan.

Mersin’den ayrılmadan kısa bir süre önce yazdığım bir öykü üzerinde benimle birlikte çalışma nezaketini gösterdi. Öykünün berbatlığı ayan beyan ortadayken, bunu görmezden gelen, bana sabırla katlanan ve cesaretimi büyük bir nezaketle tahkim etmeye çalışan davranışları her türlü takdirin üstündeydi.

Onun için eziyet benim için yeni bir şeyler öğrenmenin keyfi olan bu süreçte, sevgili Cezmi,    öyküde geçen “saksı bitkisi” ismine takılınca, yukarıda anlattığım bir anı demeti sökün edip geldi anılar bahçesinden. Sevgili Cezmi’nin ısrarı, öyküyü yeniden yazarken işe yarayacak mı o zaman bilmiyordum; “saksı bitkisinin’ yerini ‘saksı çiçeği’ alacak mı, merak ediyordum.

Şimdiye kadar bir kitabı dolduracak kadar öykü yazamasam da hala bilmezden geliyor ve merakımı taze tutuyorum.

Belki de sayede bir bakarsınız bir öykü kitabıyla çıkarım karşınıza; Cezmi Koca’nın editörlüğünü yaptığı…

Belli mi olur…

Nedim İnce

Ayvalık / 01. 03. 2026