preload preload preload preload

Hoşgörü ve Misafirperverlik Üzerine Notlamalar


10th Mayıs 2026 Köşe Yazıları -

Seneler önce hoşgörü üzerine bir deneme kaleme almış ve köşemde bu metne yer vermiştim. Mersin Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Öğretim Üyesi sevgili dostum Dr. Şeref Erol, bu yazıma el yazısıyla yazdığı bir mektupla katkı yapmıştı, yazının da başlığını oluşturan adlandırmayla…

Önce o yazımdan birkaç alıntı:

“Hoşgörü asla tek bir iç savaşa yol açmamıştır; hoşgörüsüzlük ise yeryüzünü kana bulamıştır.” Voltaire

“Sınırsız hoşgörü zorunlu olarak, hoşgörünün kaybolmasına yol açacaktır. Sınırsız hoşgörüyü hoşgörüsüz olanlara bile gösterirsek, hoşgörülü bir toplumu hoşgörüsüzlerin saldırısına karşı savunmaya hazır olmazsak, hoşgörülüler ve onlarla birlikte hoşgörünün kendisi de ortadan kalkacaktır.” Karl Popper

Hoşgörü bu iki görüş arasında salınım gösteren, zamandan zamana, toplumdan topluma, kültürden kültüre yeniden yorumlanan ve uygulanan bir kavramdır.

Bundan iki bin sene önce buna kafa yormuş ve bu konuda ilk sayılabilecek ‘Hoşgörü Üzerine’ adlı bir kitap yazmış Stoacı Romalı Filozof Seneca’nın hoşgörü tanımına bir bakalım: “Hoşgörü, zihnin öç alma yetkisi üzerindeki öz-denetimidir ya da bir ceza kararlaştırma işinde daha aşağıda olana karşı daha yukarıda olanın incelikle davranmasıdır.”

Dr. Şeref Erol mektubundaki hoşgörü üzerine yazdıklarını Michel Foucault’nun tanımladığı iktidar kavramı üzerinden dile getirmiş ve Derrida’nın ‘misafirperverlik kavramı’ ile devam etmiş. Foucault, iktidar deyince sadece devletin elindeki merkezi bir aygıttan söz etmemektedir.  İktidarı, toplumun her hücresine yayılan, bilgiyle iç içe geçen ve üretici bir “ilişkiler ağı” olarak tanımlamaktadır. İktidar, yaşamanın her alanındadır ve özneleri (bireyleri) disipline ederek inşa eder, bedeni denetler.

Dr. Şeref Erol’a kulak verelim:

“Hoş görmek iktidar sahibinin olanağındadır. Ancak iktidara sahip olan hoş görebilir. Ne var ki iktidar sahibi hoş gördüğünü meşru kılmaz. Meşru olan zaten hoş görülmeye gerek görülmeyen, iktidar ile uzlaşım içinde olandır.  Dolayısıyla iktidar hoş gördüğünde eşanlı olarak, tarafından hoş görülenin aslında nahoş olduğunu da ilan etmiş olur.

İktidar sahibi kendisi için nahoş olanı ancak iktisadi ve idari çıkarları için hoş görebilir.  Kanımca belirlenebilecek herhangi bir hoş görme sebebi bu iki ana kategorinin altında toplanabilir.

Hoş görme gücüne sahip olan iktidar, hoş gördüğünü, hoş görerek meşru görmediğini ilan etmiş olmanın yanı sıra, hoş görülenin kendi var olabilme ve varlığını sürdürebilme olanağına sahip olmadığını da ilan etmiş olmaktadır.

Hoş görülenin hem var olabilme hem de varlığını sürdürebilme olanağı tamamen iktidarın hoş görmesine, dolayısıyla iktidar sahibinin iradesine bağlıdır.

Bu bağlamda hoş gören (iktidar) ve hoş görülen (iktidar gücüne sahip olana tabi olan)  ilişkisi, Derridan‘nın misafirperverlik kavramının yönettiği çözümleme ile de ilişkilendirilerek açımlanabilir.

Derrida’ya göre misafirperverlik, evsahibinin konuğuna ‘hoş’ geldin, demesiyle (içeriye buyur etmesiyle) başlar.  Bu ev sahibinin iktidarının (mekanı üzerindeki) kanıtıdır.

Böylece, mekanın (orada var olabilmenin tüm olanaklı koşulların) efendisi olan evsahibi, misafirine ‘hoş’ ‘geldin’ diyerek ona izin vermiş, misafirini ‘hoş’ görmüştür.

Evsahibinin hoş görmesi, misafirin üzerindeki iktidarının sonucudur. Hoş görülen her zaman misafir konumundadır.

Ve, varlığı ev sahibine bağlı, geçici, meşruluğu da hoş görüldüğü sürece geçerli olan bir gayrimeşruluktur.”

Nedim İnce

Ayvalık / 08. 05. 2026