“Seçiş hürriyetimizin sınırsız olduğu tek dünya, kitaplar dünyası” Cemil Meriç
16-26 Şubat tarihleri arasında ATO Congresium’da düzenlenen “12. Ankara Kitap Fuarı” yazar, şair ve okurları buluşturmaya başladı. Onur Yazarı olarak Atilla Dorsay’ın seçildiği fuara katılan yüzlerce yayınevi onbinlerce kitabı, üstelik de indirimli olarak okuyucuların beğenisine sunuyor.
Panel, konferans ve şiir dinletilerinden oluşan etkinlikler katılımcılara dünyalarını zenginleştirmek için onlarca fırsat yaratıyor.
Kitapevleri kitapların sergilemekle yetinmeyip stantlarında yazarlarıyla okuyucularını bir araya getiriyorlar. Düzenledikleri “İmza Günleri”nde okuyucular beğendikleri yazarlarla yüz yüze gelme fırsatı buluyor; bir yandan söyleşirken bir yandan da imzalı kitaplara sahip oluyorlar.
Fuarın bir güzel tarafı daha var. O da “Sahaf Festivali”. Fuarın kolay erişilebilir bir bölgesinde boydan boya sahafların stantları yer alıyor.
O ne güzellik!..
Ancak gezerek anlaşılabilir…
Gazete ve dergilerin eski nüshaları, eski plaklar, bulunması zor nadide kitaplar…
Daha neler neler…
Mühür Kitaplığı Yayınevinden 2015 ve 2016 yıllarında üç kitabım çıktı. İstanbul, İzmir, Adana ve Mersin Kitap fuarlarında okuyucularımla, dostlarımla buluşmuş, kitaplarımı imzalarken onlarla sohbet etmiştim. Ankara bir tülü kısmet olmamıştı. Demek ki vakti gelmemişti henüz.
18 Şubat Pazar günü zamanıydı artık. Saat 14.00’te A- 410’da bulunan Mühür Kitaplığı standında yerimi aldım. Sevgili Burak ve “Hunili Kral”, “Senkronu Kaçmış Gül”, “Erguvan Zamanı” ve “Memleket-i Harika” adlı kitapların yazarı Sevgili Ahmet Zeki Yeşil’in güler yüzlü, içten karşılamaları, içimdeki sevinci daha da arttırırken heyecanımı biraz yatıştırdı.
İki saat çabucak bitiverdi; gelen dostlarımla, okuyucularımla birkaç laf edip kitapları imzalar ve yeni kitaplarım için çok değerli geri bildirimler alırken…
Kitap Fuarlarının büyülü bir atmosferi var. Her seferinde beni içine çeker ve alıp bir yerlere götürür. İlk kez; “bu büyü benim bir parçam ve bir parçasıyım bu büyünün” duygusunu yaşadım ve yarattığı esrikliği doyasıya…
Bu duygularla fuardan çıkarken bir ses “Nedim bırak tembelliği, sıva kolları ve büyüye katkını sürdür” dedi.
Ben iç sesimi dinlerim…
Cemil Meriç’in sözüyle başlamıştık yazıya, Christopher Morley ile bitirelim:
“Bir adama bir kitap sattığın zaman, ona yalnız yarım kilo kağıt, mürekkep ve tutkal satmış olmazsın, ona tamamıyla yeni bir yaşam satmış olursun. Sevgi, dostluk, mizah ve geceleyin denizde dolaşan gemiler, eğer o kitap gerçekten benim anladığım anlamda bir kitapsa, onun içinde bütün gökler ve yer vardır.”
Nedim İnce
Altınoluk / 20. 02. 2018






Son yorumlar