preload preload preload preload

Çal Dağı ve Kapıyı Çalan Açlık


24th Temmuz 2012 Köşe Yazıları 0 Comments

Gazetelerde okuyor, televizyonlarda seyrediyor, radyolarda dinliyoruz: ABD kuraklığın pençesinde kıvranıyor. Haberler, tarımsal üretimin kuraklık nedeniyle ciddi kayıplarla karşı karşıya olduğundan söz ediyor telaş içinde.
Soya Fasulyesi, Buğday ve Mısır’da Dünya ihracat pazarının yarısına sahip olan ABD’nin tarımsal üretimindeki düşüş kısa zamanda tarım ürünlerinin fiyatlarının artmasına yol açtı. Bu, gelirinin %70 den fazlasını besine ayıran düşük gelirliler için açlık demek olunca telaşın nedeni ortaya çıkmış oluyor.
Uzun yıllardır bilim insanları sermaye birikiminin sürekliliğini sağlamak için pompalanan tüketim çılgınlığının yarattığı CO2 salınımının yol açacağı küresel ısınmadan söz etmektedir.
Sanırım kapıda denilen küresel ısınma, kapıyı çalmaktan bıkıp içeriye girdi bile. Kuraklıklar ve seller birbirini ardı sıra takip etmeye başladı. Tabii ki tarım üretimi de zarar görmeye başladı bu durumdan. Üstelik açgözlü sermayenin IMF ve Dünya Bankası vasıtasıyla az gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerin tarımını çökertip kendi endüstriyel tarımının pazarı haline getirdiği bir dönemde…
Tarımı çökertilip kendine yeter halinin ortadan kaldırıldığı, su kaynaklarına çeşitli projelerle (HES…) el konulduğu, yeraltı ve üstü kaynakları kamusal yarar yerine sadece piyasa yararının gözetilerek sermayenin emrine verildiği, özelleştirmelerle şimdiye kadar biriktirdiği kamusal kaynakların ulusötesi şirketlerin eline geçtiği az gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerin, kapıdan içeri giren küresel ısınmadan en çok etkilenecekleri gün gibi açıktır.
Besin üretemeyen, toprağına, suyuna sahip olamayan ülkelerin kapısının şimdi de açlık çalmaya başlamıştır. Bunu ciddiye alanlar gerekli önlemleri hayata geçirip kapıyı tahkim edecekler ve açlığı savuşturacaklardır. Ancak küresel ısınmadaki deneyimler iyimser olmayı güçleştirmektedir.
Çal Dağı ile bu yazılanların ne ilgisi var? Sorusunun akıllara takılmış olması gayet doğal.
Ne yazık ki çok ilgisi var. Manisa’da birinci sınıf tarım arazileri ile çevrili ormanlık Çal Dağı’nın bir kısmında Nikel madeni bulunmaktır. Son maden yasası ile ulusötesi maden şirketlerine maden çıkarmaları için sınırsız olanaklar sağlanmıştır. Bu çerçevede Çal Dağ’ında, dünyanın hemen hiçbir yerinde izin verilmeyen açık liç sistemi ile Nikel çıkarılması işleminin, bir yandan toprakları kanserojen bir madde olan Nikel artıkları ile kirletme diğer yandan yer altı sularına sızarak içme suyu ve tarımsal su vasıtasıyla canlılarda zarara yol açma potansiyeline sahip olduğu, bilim insanları tarafından belirtilmektedir.
Kesilen ağaçların çevresel mikro iklim etkisi, hafriyatın yarattığı toz, yeraltı sularının Nikel ile bulaşma riski Çal Dağı çevresindeki tarım arazileri ve zirai üretim için büyük tehdit oluşturmaktadır.
Nikel madeni 15 yıllık bir üretim planı ile 6 milyar dolar kazanmayı amaçlarken her yıl 4 milyar dolarlık tarımsal üretim yapan bölge riske edilmektedir.
Açlık kapıyı çalmaktadır…
Duyan var mı?!.
Dr. Nedim İnce
24. 07. 2012

  • Yorum Yaz

    * Required
    ** Email