İnsan kalabalıklar içinde, hayatın kalabalıklarında kayboldukça kendini sorgulayan iç sesinden daha kolay mı kurtuluyor?
Bununla kalmayıp;
Hayatı anlamlandırma yükünden azade de mi oluyor?
Yaşamının; sistem, yaşadığı toplum, içinde bulunduğu kültür tarafından doldurulmasını; kendi özgür iradesiyle kendisi yapıyormuş yanılsamasıyla benimseyip, bu özgürlüğün tadını çıkarırken, yine de derinlerde bir yerde için için bir huzursuzluk hissederek ömrünü sürdürüp gitmesi kalabalıklar içinde eriyip kaybolmasından mıdır?
İnsan kalabalıklar içinde;
Yaşayacağı yeni hazların hayali…
Onu bekleyen yeni başarıların heyecanı…
Taksitler bittiğinden duyacağı ferahlama…
Bir iş bulma mutluluğu…
Emekli olma hayali…
Gelecek güzel günler…
Ve daha nice şeylerin peşinde, doğrusal olarak ileriye hep ileriye koşarak bitirir ömrünü.
Bilmez ki, o tek başınadır ve her şeyin olduğu gibi kendisi de bir döngüler bütünüdür, döngüler bütününün bir parçasıdır; bir yerden başlayıp farklı bağlamda farklı zamanda da olsa aynı yerde biten döngülerin…
Samanyolunun evrendeki, Güneş Sisteminin Samanyolundaki, Dünyanın Güneş ve kendi çevresindeki, mevsimlerin, gündüz ve gecenin döngüleri…
Azot döngüsü, su döngüsü.
Nesiller döngüsü.
Her soluk alış verişte oksijen, karbondioksit döngüsü.
Her kalp çarpışının döngüsünün döngüsü vücudu bir baştanbaşa dolaşıp geri dönen kan dolaşımı döngüsü.
Bedende çok daha alt düzeyde yer alan daha birçok döngü.
Velhasıl büyük bir döngüler bütününün bir parçası olan minik bir döngüler bütünü insan, bir var olup, bir yok olarak bedensel döngüsünü tamamlamaktadır.
Belki de bu gerçek, var olup yok olarak, inorganikten gelip bir süre organikte kalıp sonra tekrar inorganiğe dönerek kendi döngüsünü tamamladığı gerçeği ağır geliyor insana.
Döngüyü kasıtlı olarak görmezden geliyor ve kendine sonsuzluğu vadeden doğrusallığa sarılıyor.
Vaadi yerine getiremeyen doğrusallık da onu huzursuzlukla sarıp sarmalıyor.
Huzursuzluktan kurtulabilmek için kalabalıklar içinde sürekli ileriye doğru hareket ediyor ve ileriye doğru hareket ettikçe artıyor huzursuzluğu.
Anlayacağınız burada da bir döngüdür sürüp gidiyor.
Nedim İnce
Altınoluk / 25. 06. 2026






Son yorumlar