preload preload preload preload

Uykusuzlar Kulesi’nde Bir Yılmaz Bozan


1st Şubat 2016 Köşe Yazıları 0 Comments

“tanımasaydı hayat seni
eksik kalırdı ay’ın anlamı
hayaller olmadan
göğüs kafesi ne kadar boş…”
Son çıkan şiir kitabı “Uykusuzlar Kulesi”nde şiirinin birinde böyle sesleniyor Yılmaz Bozan okuyuculara, belki de kendine…
“İnce Sus”, “Erotoman”, “Ahşap İsim Treni” şiir kitaplarına dördüncüsünü ekleyen Bozan, bakın kendisi için ne diyor:
“Sekiz çocuklu bir ailenin ilk çocuğuyum. Bütün kardeşlerim bir meslek sahibi olurken, evlenip çoluk çocuğa karışırken, ben onların aksine asi, serseri, kendi bildiğini okuyan başına buyruk biri oldum. Ve özgürlüğümü kitaplarda buldum. Kendi kişilik ve karakterimi bol çeşitli okumalar yaparak, şiirler yazarak tamamlamaya çalıştım.”
Daha bebek iken Mersin’e göçmüş yoksul bir ailenin en büyük çocuğu Yılmaz Bozan, Maslow’un ihtiyaçlar piramidine meydan okuyarak, biyolojik ve sosyal ihtiyaçlar basamaklarında oyalanmadan, “kendini gerçekleştirme” çabasına girişir ve piramidin en tepesine oturur: kitaplar dolusu şiir yazarak.
Aşklarını, hayallerini, hayal kırıklıklarını, acılarını, sevinçlerini, coşkularını mısralara döker; barınağı, katığı, dostu, yaşam sevinci olan şiirler yaratır onlardan. Kendini tamamladığı, bir başka Yılmaz Bozan olduğu kitaplara yürür şiirleri.
Kendine yolculuğun parkurunun, başkasına yapılan sonu gelmez ve belirsiz yolculuktan geçtiğini bilmenin gerginliği, daha başında uykuya güle güle der. Uykusuzluk insanı yalnızlığın kulesine hapseder.
Yılmaz Bozan, iki bölümden oluşan ve yirmi altı şiiri barındıran “Uykusuzlar Kulesi”nden seslenir insanlara, onlardan geçen yolculukla kendi iç yolculuğuna devam eder. Bu süreci tüm içtenliği ve saflığıyla bizimle paylaşır.
Bir süre sonra bu kule bir deniz fenerinin kulesi olur, hepimizin iç yolculuğumuzda bize ışık olan…
“…sokak akşam kitap standı
sohbet sen ben şiir
o üç beş kişi
kentteki bir buçuk milyon insandan
daha büyük…”
Dr. Nedim İnce
Mersin / 01. 02. 2016

  • Yorum Yaz

    * Required
    ** Email