preload preload preload preload

Torun


19th Temmuz 2022 Köşe Yazıları 7 Comments

“Tüm bireysel ve toplumsal yoksulluğun sebebi, çalışma tutkusudur.” 

Paul Lafargue

Defalarca gözlemlediğim bir şey, torun deyince torun sahibi olanların çok büyük kısmının gözlerinin içi gülüyor.

Torundan söz açmaya görün büyük bir coşkuyla saatlerce söz eder torunundan; torunundaki bitmek tükenmek bilmeyen enerji büyükanneye, dedeye geçmiştir.

Bunu soyun devam içgüdüsüyle açıklamak mümkündür ama eminim ki eksik kalır.

Üreme içgüdüsü insan soyunun devamını sağlarken, besin üretimindeki artış ömrün uzamasını, sayılarının çoğalmasını kolaylaştırmıştır.

Biraz daha yakından bakıldığında çocukların yaşamasına, ömrün uzamasına etki eden bir şey daha görülür: Büyükanne

Büyükanne çocuk sahibi olamayacak yaşa kadar hayatta kaldığında, çocuk sahibi olan çocuğuna destek olmakta, bildiklerini ona aktarmakta, torununun bakımına katkı sunmakta ve onun hayatta kalma olasılığını arttırmaktadır.

Nüfusun artmasına, ömrün uzamasına doğrudan etkileyen kişidir büyükanne.

Üreme yetisini kaybetmiş büyükannenin bu davranışını üreme içgüdüsüyle açıklamaya kalkmak zorlama olur gibi.

Onun yerine sevgi dersek, birçok insanın, özellikle büyükanne ve dedelerin hep bir ağızdan eveet diyecekleri kuşkusuzdur.

Nedir torunu, torun sevgisini farklı kılan; bu sevinci, coşkuyu oluşturan?

Eminim bunun sayfalarca sürecek birçok yanıtı vardır.

İlk akla gelenlerden bir kaçından söz etmek isterim.

İlk yanıt yazının giriş alıntısında…

Büyükannenin, dedenin çalışma tutkusu daha başka bir deyişle zorunluluğu büyük oranda ortadan kalmıştır.

Kafasında ve gündelik yaşantısında torununa yoğunlaşacak, onunla ilgilenecek zamanı vardır.

Erich Fromm’a göre sevgiyi oluşturan etkinliklerden biri olan ilgiye, hayata karşı azalan sorumluluğun toruna aktarılmasıyla sorumluluk eklenir, ona duyduğu büyük saygıyla birlikte, bunların tümünü de o zamana kadar edindiği bilgiyle taçlandırır ve sevginin var olması kaçınılmaz hale gelir.

Bu sevgiyi toplumsal ve yaşamsal koşullar de besler; çocuğuna gerek toplumsal görenekler gerekse çalışma koşulları nedeniyle sevgisini yeterince gösteremeyen anne ve baba, büyükanne ve dede olunca bu zincirlerden kurtulur, içinde biriktirdiği sevgiyi özgürleştirir, bir sevgi yumağı haline getirir torununu.

Sevginin temel koşullarından biri olan karşılıksız olmasını torununda doyasıya yaşar ve sevginin sevgi doğurduğunu görerek coşar.

Kendini yararsız bir tüketici hissettiği zamanlarda torun imdadına yetişir, tekrar değerli olduğunu hisseder, yaşama tekrar bağlanır.

Okula başladığını bir göreyim…

Mezuniyet törenine bir katılabilsem…

Mürüvvetini görmeden gözlerimin kapanmasını istemem…

Bu uzar gider ve ömür de…

Ve de anayurdumuz çocukluğumuza tekrar dönerek…

“Hayatta iki dönem çocuk olunur. Bir çocukken, birde torunun ile evcilik oynarken.”

Nedim İnce

Altınoluk / 19. 07. 2022

  • Yorum Yaz

    * Required
    ** Email